ANNEMİN OTOBİYOGRAFİSİ (KİTAP YORUMU)
Sevgili Okurlar,
Jamaica Kincaid, bize bu kitapta sade ama yoğun ve duygulu bir anlatım sunuyor. Anlatılan hikaye kurmaca olmasına rağmen o kadar gerçek bir yerden, gerçek duygularla işleniyor ki içselleştirmemek ne mümkün.
Bir kız çocuğunun yalnızlığının sebebi, annesinin yokluğu ise çok çabuk büyüyor. Büyüyor ve geriye dönüp baktığında aslında hiç var olmadığını, bununla hep mücadele ettiğini görüyor. İşte bizde yetmiş yaşına gelmiş Xuela'nın doğduğu andan itibaren dişiliği ve anaçlığıyla verdiği mücadeleye en derin duygularla şahit oluyoruz.
Xuela'nın, annesinin ölümünden sonra, babasının sadece belli zaman aralıklarında ortaya çıkarak hayatına dahil olması, onu başka insanların yanına bırakıp gitmesi ve kendi başının çaresine bakmak zorunda kalması nedeniyle bir yere ait olamamış, hatta ait olmayı hiç istememiş sonunda sadece var olmayı seçtiğini ve kimliğini yitirdiğini görüyoruz. "Her gün işe bu giysileri, ölmüş bir adamın giysilerini giyerek gittim. Kafamdaki iki saç örgüsünü kestim, başsız iki yılan gibi ayaklarımın dibine düştüler. Saçsız başıma eski bir kumaş bağladım. Erkek gibi durmuyordum, kadın gibi durmuyordum" satırlarıyla bu duygu o kadar derin işliyor ki insana.
Bu duygu, tek bir kişinin hikayesi üzerinden anlatılsa da aslında evrensel ve toplumsal bir yok sayılmayı gözler önüne seriyor.
İnsanın bedeniyle ve ruhuyla verdiği mücadeleyi böylesine incelikli ve cesurca anlatmak, bana bir kez daha bir kız çocuğu olarak büyümenin ve kadın olmanın gücünü hatırlatıyor.
Annesinin ölümü gerçeği ve eksikliği ile yaşam öyküsünü bize sunan Xuela, her defasında 'Kimim ben?' sorusuna derin cevaplar veriyor ve yaşamını annesinin yaşamına atfediyor.
Yorumlar
Yorum Gönder