KÖRLÜK (KİTAP YORUMU)
Sevgili Okurlar,
Okumayı ne zamandır ertelediğim ve bunun için kendime kızdığım Körlük, Jose Saramago'ya ait olup Türkçe çevirisi Işık Ergüden tarafından yapılmıştır.
Körlük; toplumsal yaşamda acının, felaketin, korkunun, bencilliğin, merhametin, inancın, umutsuzluğun ve ümidin tüm zıt kavramların yanında tüm olmazların ta gerçeği bir roman. Yaşanan olaylar o kadar gerçek ve sert ki okurun duygu durumunu sürekli değişmesi akıl almaz düşüncelerle boğuşması ve kendisini insanlık için bir çözüm düşünmekten alıkoyamamasının mümkün olmadığı bir okuma serüveni yaşatan bir roman.
Roman, bir anda bir toplumun güncel yaşamına düşen ve anlamlandırılamayan sadece o an 'süt denizi' olarak adlandırılan bir salgını konu ederken, insanların bir bir bu zincire takılarak hiç bir şey düşünemeden o an karanlığın aksine süt beyazı bir deniz görüntüsüne hakim olmalarının kafa karışıklığını yaşıyor olmaları, birden kendi yaşamlarını bırakarak dayatılan bir düzene hapis olmanın şaşkınlığının yanında bu duruma erken adapte olmak zorunda kalmaları, tahammül edemedikleri fakat alışmak durumunda oldukları pislik, açlık, utanç ve ileriki zamanlarda sahip olacakları daha bir çok duyguyu kabul etmeleri, bir yandan dışarıda neler olup bitiyor, körlüğe bir çare bulundu mu? sorusunu sık sık kendilerine sorma ve kendi düşüncelerini ve durumunu idare etmeye çalışmalarını bize göstermektedir.
Yazarın bu durumu bizim için çok güzel izah ettiği şu sözler “körlük” bir çözüm bulunmadıkça insanlığı tamamen etkileyecek bir salgın mı yoksa gökyüzüne, çok yükseğe fırlatılan, en yüksek noktasına ulaştıktan sonra askıda kalmış gibi bir an duran, yerçekimiyle ve Tanrı’nın kayırıcılığıyla hemen sonra kaçınılmaz olarak düşmeye başlayan, böylelikle de beyaz, süt denizi içinde körlüğe düşen insanları üzücü, yıkıcı ve korkunç karabasandan çıkmasına sebep olabilecek bir ok gibi geçici mi?" benim için çok etkileyici ve özetleyici oldu.
Romanda körlükle mücadelenin içerisinde tanıdığımız ilk körler ve onların sıfatlandırılmaları ve körlüğe hangi durumda yakalandıkları bizi onlara daha yakın hissettiriyor. En çokta o anda adların değil aynı durumda var olmalarının körlük ile aynı amaç için insanlık için bir olmaları bizim dikkatimizi çekiyor. Bu karakterler arasında beni en çok etkileyen doktorun karısı oluyor ki eminim kitabı okuyanların bir çoğu için böyledir diye düşünüyorum çünkü onun çabası ve merhameti körlerin arasında tek görenin onun olması vicdan azabıyla daha çok katlanıyor. Ve şöyle diyor; belki de ben körlerin en körüyüm. Peki neden?
Beni romanda en çok sarsan ve düşündüren kısımda 'kadın' algısı oldu. Kadın bir kere daha zorluk ve iğrençliğin karşında anaç ruhunu korumacılığını gösteriyor. Fakat bu cinsellik olarak karşılığını buluyor. Kitabın bu bölümü beni tiksindirdi , sinirlendirdi kadın güdümünü düşündürdü.
Ve birlik, kalıcı olmasa da bir çözüm ile mücadele eden körleri o dayatılan hapis düzeninden körlük karantinasından çıkmalarını sağladı. İşte tam burada peki ya dışarısı? demek istiyorum. İçerinin ve dışarının benzerliklerini ve farklılıklarını, iyi ya da kötü karşılaştırmasını karakterler üzerinden siz okurlara ve kitabı okuyacak olanlara bırakıyorum. Tek ortaklıktan bahsetmek gerekirse KÖRLÜK.
Peki çözüm? Çözüm bir otorite olacaksa merhametli ve insanlığı düşünerek hareket etmelidir. Göz göre göre kör olmamak ve fiilen gerçekten görmez olan görmeyenleri boşluğa salmamak ve işlerini daha da zorlaştırmamak, duygu ve düşüncelerine saygı duyup sahip çıkmaktır.
Kitap kör olmakla başlıyor ve toplumumuza, insanlığa, yaşananlara nasıl kör olmamalıyız diye devam ediyor. Her engel elbet kabul edilip benimseniyor, zor olsa da zor başarılıyor önemli olan işleri daha da zorlaştırmamak, öteki olmamak ve ne olursa olsun birlikte arka arkaya değil yan yana omuz omuza yürümek gerekiyor. Kitap kapağı bu konuda çok şey anlatıyor:)
Bahsetmek istediğim daha bir çok çıkarım bir çok altı çizili cümlem var fakat bu kadarı size okurken ışık olur diye düşünüyorum ve biran önce bu kitapla tanışmanızı diliyorum. Okuyarak, sağlıcakla kalın :)
Yorumlar
Yorum Gönder