IZA'NIN ŞARKISI (KİTAP YORUMU)
Sevgili Okurlar,
"Iza'nın Şarkısı" Magda Szabo tarafından yazılmış ve Türkçeye Hakan Tansel tarafından çevrilmiş bir roman.
Roman, aslında iki yaşamı olan Doktor Iza'nın babasını kaybettikten sonra annesi için taşra hayatını yani alıştığı ve sevdiği düzeni bırakıp kızı Iza'nın yanına taşınmasıyla, Iza için ise eski yaşamından farklı kendince bir düzeni olan ve şehir hayatını tam anlamıyla yaşayan ve alışan biri olarak annesini yanına getirmesi ile aslında ikisininde duygularının hem mutluluk, hem de hayal kırıklığında birleşmesiyle meydana geliyor.
Burada hissedilen özet duygu şu aslında, yakınken uzak olmak.. Hele bu bir anne ve kız arasında hissedilen bir duyguysa çok iç acıtıcı. Bir yanda kızı için görünür olup onun ihtiyaçlarını giderebilmek, onunla ortak bir yaşam paylaşmak ve kızını mutlu etmek isteyen anne, diğer yanda babasının kaybından sonra annesine bakmak, korumak isteyen, yeni bir ülkeye, yaşama sahip olduğunda kendini eski hayatından kopardığında daha iyi ve sağlıklı olacağını düşünen bir kız. Niyetler bu kadar iyi ve aynıyken duygu ve düşüncelerin uyuşmaması ya da birbirini karşılamadığı bir yaşam evresi.
Aslında neyin içinde olduğumuzu ve kitabın devamında neler olabilir şu satırlar gösteriyor: “Onu buraya getiren benim, uzun ve mutlu bir yaşlılığı olmasını arzu ediyorum. Öyleyse onun istediği gibi yaşamam icap ediyor. Oysa benim ne kabına sığmaz bir şefkate ne de desteğe ihtiyacım var, yalnızca sessizliğe gereksinim duyuyorum; yorgunum. Bu duruma alışacak mı? Ben alışacak mıyım? Ne olacak?” (s.99).
Iza'nın Şarkısında aslında bir nevi hepimizin içinde bulunduğu çocuk ve ebeveyn ilişkisi esas. Aile olmak, ailemize sahip çıkmak, aile fertleriyle paylaştığımız ve geride kalan anıların toplamı. Ailemin içinde ben neredeyim, kimi ne kadar anlıyorum, anneme babama yetebiliyor muyum, onları mutlu edebiliyor ve onların yükünü alabiliyor muyum? Sorularına cevap ararken diğer yandan kendi hayatım, yaşamım, hedeflerim ve istediklerim için ne yapabilirim, kendime ait oluşturduğum yaşam alanına ailemi ne kadar dahil edebilirim, dahil edersem yaşamımda ne gibi fedakarlık yapmalıyım, yapamazsam? Sorularının bizi içine attığı bir yarı pişmanlık yarı kendimizi telkin edip her şeyi iyi yaptığımız konusunda tatmin olmaya çalışmamız. Sorumluluklar, hayatın akışı içerisinde her şeyle mücadele edip her şeyi ayarlayabiliyor, her şeye yetişebiliyor olma isteği ve hayatın bize sunduğu ansızın sürprizler..
Yorumlar
Yorum Gönder