POSTANE GÜNLÜKLERİ (KİTAP YORUMU)
Sevgili Okurlar,
"Postane Günlükleri" kitabını okurken kendi yaşamımda kafamın içinden geçen birçok duygu ve düşüncenin altını çizdim.
Düşündüm, ben kendi bodrumumdan üst kata çıkarken hangi basamaktayım? Varım ama hissediyor muyum, canlıyım ama eylemim ne, yalnız mıyım yabancı mı bu hayatta?
Herkesin kendine göre vardır bir cevabı, benimde öyle. Ya Ellinor'un?
Ellinor, yakın arkadaşının ölümüyle ve içerisinde bulunduğu işin yüküyle sıkışmış ve sıkılmıştı. Yolda yönünü kaybetmiş ya da neyin ona yol olacağını göremiyordu. Ta ki posta direktiflerine karşı yürütülecek bir kampanyanın içerisine girene ve bu kampanyaya katılanlar vesilesiyle postacılık işinin, postacı işçilerin karşılaştıkları zorlukların, işçilerin iktidar ve muhalefetle nasıl başa çıkmaya, kendilerini anlatmaya, anlaşılmaya ihtiyaçları olduklarını görüp bu konuda yaşanılanların, yaşamına tesir ettiğini fark edene ve günlüğünde bulunan sözcüklere sözcük katmak isteyene kadar.
Aslında her şey bundan sonra başlıyor. Ellinor'un dinledikçe, düşündükçe, yazdıkça yaşamının nedenlerini, niçinlerini fark ettiği ve anlamlandırdığı zaman, üst katın basamaklarını çıkmaya başlıyor ve bize de yol gösteriyor.
Birde, aslında postacılar ve posta kutusu ne mühim değil mi hayatta? "Posta kutumdan pek fazla bir şey çıkmazdı çoğu zaman, ama belli de olmazdı." diyor Ellinor. Bir beklenti, heyecan, hayata karşı bir duygu ve eylem var bu cümlede posta kutusunun içerisinden çıkacaklara karşı. Yani aslında şöyle; "küçük şeyler her zaman küçük şeyler değiller." Fark edilip anlaşıldığında yaşam olur insana.
Keşke var olan posta kutularımızın içine bırakılan bir şeyler olsa...
Yorumlar
Yorum Gönder